Devrimci Gençlik
ŞİMDİ AKKOR ZAMANIDIR, YAKINDA YALNIZ IŞIK GÖRÜLECEKTİR!


1 MAYIS İŞÇİ MARŞI


Günlerin bugün getirdiği
Baskı, zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez
Sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir
Bizde ve heryerde
    1 Mayıs 1 Mayıs
    İşçinin, emekçinin bayramı
    Devrimin şanlı yolunda
    İlerleyen halkın bayramı
Yepyeni bir güneş doğar
Dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir
Kavganın ufuklarında
Yurdumun mutlu günleri
Mutlak gelen gündedir
    1 Mayıs 1 Mayıs
    İşçinin, emekçinin bayramı
    Devrimin şanlı yolunda
    İlerleyen halkın bayramı
Vermeyin insana izin
Kanması ve susması için
Hakkını alması için
Kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir
Gelen ışıklı günler
    Gün gelir gün gelir
    Zorbalar kalmaz gider
    Devrimin şanlı yolunda
    Bir kağıt gibi erir gider


    Kurtuluş Cephesi 1 Mayıs Bildirileri:
    — 1 Mayıs 2016 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2015 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2014 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2013 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2012 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2011 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2010 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2008 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2007 Bildirisi, .pdf dosyası


— Ana Sayfaya Dönüş






Yaşasın 1 Mayıs!


UNUTULAN
GERÇEKLER

[1 Mayıs Bildirisi/2016, .pdf dosyası]


     
      Her 1 Mayıs öncesinde şunları duyarız:       – “Bu yıl gitmesek ne olur?”
      – “Ayrıca her yıl gittim de ne oldu yani? Devrim mi oldu!”
      – “Zaten işçi bayramı demiyorlar mı?”
      – “Ben de o gün evde kalayım! Sonuçta ben de işçiyim. Hem de sendikalı işçiyim.”
      – Bizim sendika zaten haklarımızı iyi koruyor, zamanı geldiğinde haklarımızı söke söke alıyor.”
      – “Zaten çocuklar da hiç istemiyor. Gelmesinler daha iyi. Gezi’de gördük ne olabileceğini.”
      – “Hanım da evde işleri bitirir.”
      – “Yok! Yok! En iyisi bu yıl gitmeyelim. Gelecek yıl bakarız o işlere.”
      – “Hem zaten bir de terör tehlikesi var.”
      – Bizim eski sol hiç kalmadı ki!”
      Bu yıl da 1 Mayıs öncesinde bu ve benzeri sözleri duyduk, dinledik.
      Ve her yıl olduğu gibi, bu yıl da şenlik ve festival havası içinde yapılan 1 Mayıs’da arz-ı endam eylemek başlı başına bir “tatil gününü nasıl geçirelim” muhabbetlerinin konusu olmaktan öteye geçmiyor.
      İster terörü bahane ederek, ister çoluk-çocuk istemiyor diyerek, biraz bıkkınlıkla, biraz bitkinlikle, biraz umutsuzlukla 1 Mayıs’a gelmeyenlere bir çift sözümüz var.
      Eğer terör bahanesinin arkasına gizlenilmişse, bilinmelidir ki, terör, egemen sınıfların en eski yöntemlerinden birisidir. Amacı, her zaman insanları korkutarak, dehşete düşürerek sindirmektir.
      Sinmek, saklanmaktır.
      Saklanmak, korkmaktır.
      Korkmak, terörün amacına ulaşmasıdır.
      Bilmelisin ki, (Nazım Hikmet’in dizeleriyle),       “İbret al, deli gönlüm,
      demir sandıkta saklansan bulur seni,
      ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.
”
      Eğer “solcular”, egemen sınıfların oyunlarına sessiz kalmaya hazırsa,
      Eğer “solcular”, çocuklarına doğruyu söylemekten korkuyorlarsa,
      Eğer “solcular”, çıkarı için işçinin haklarını satanların arkasına sığınıyorsa,
      Eğer “solcular”, binlerce insanın ölümü pahasına kazanılmış 1 Mayıs’a gitmiyorsa,
      Demeye de dilimiz varmıyor ama, “solcular” eğer koyun olmuşsa,
      Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?
      Ülkemiz kan içinde, her gün ölüm haberleri geliyor.
      Ülkemiz islamlaştırılma tehdidi altında.
      Ülkeyi yönetenler dinci-şeriatçı bir anayasa peşinde.
      İslam devleti kurmanın ön adımları atılıyor.
      Avrupa kan içinde.
      IŞİD terörü Avrupa kentlerini vuruyor.
      IŞİD terörünü bahane edenler demokratik hak ve özgürlükleri sınırlama gayretleri içindeler.
      Milliyetçiler ve ırkçılar Avrupa sokaklarını işgal ediyorlar. İktidarları tehdit ediyorlar.
      İslamcı-faşist iktidar sahipleriyle Suriyeli sığınmacı pazarlıkları yapılıyor. Oturum yasaları değiştirilmeye çalışılıyor.
      Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir kişi olarak 1 Mayıs’a gitmemek sadece kişisel bir sorun değil. Tüm özgürlük isteyen, teröre boyun eğmeyen insanlar için bir kayıp.
      Bu yüzden gitmelisiniz.
      Tek başınıza kalsanız bile gitmelisiniz.
      Mesele, 1 Mayıs günü miting güzargahında boylu boyunca yürümek değil, hala anlamadınız mı?
     
      Yaşasın işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü!
      Yaşasın 1 Mayıs!