Devrimci Gençlik
ŞİMDİ AKKOR ZAMANIDIR, YAKINDA YALNIZ IŞIK GÖRÜLECEKTİR!


1 MAYIS İŞÇİ MARŞI

Günlerin bugün getirdiği
Baskı, zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez
Sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir
Bizde ve heryerde
1 Mayıs 1 Mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı
Yepyeni bir güneş doğar
Dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir
Kavganın ufuklarında
Yurdumun mutlu günleri
Mutlak gelen gündedir
1 Mayıs 1 Mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı
Vermeyin insana izin
Kanması ve susması için
Hakkını alması için
Kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir
Gelen ışıklı günler
Gün gelir gün gelir
Zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda
Bir kağıt gibi erir gider

    — 1 Mayıs Bildirileri:
    — 1 Mayıs 2012 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2011 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2010 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2008 Bildirisi, .pdf dosyası
    — 1 Mayıs 2007 Bildirisi, .pdf dosyası


— Ana Sayfaya Dönüş






Yaşasın Kızıl 1 Mayıs!

"SARI 1 MAYIS"
[1 Mayıs Bildirisi/2012, .pdf dosyası]


     
     
      1 Mayıs, yasal “tatil günü” ilan edildi.
      1 Mayıs, bayramlaştırıldı.
      1 Mayıs, her türlü icazet arayışlarının ve siyaset manevralarının aracı olarak kullanıldı.
      1 Mayıs, her cinsten ve her “renkten” insan “kütlesi”nin meydanlara çıktığı, halay çektiği, eğlendiği şenlik havasına sokuldu.
      1 Mayıs, İŞÇİ SINIFININ BİRLİK, DAYANIŞMA ve MÜCADELE günü olmaktan çıkartılarak evcilleştirildi.
      Şimdi 1 Mayıs, “sol kitle”nin (iğrenç bir ifadeyle) “gazının alındığı” bir güne dönüştürülmektedir.
      Sıradan bir “bahar bayramı şenliği” görünümünde rutinleştirilmeye çalışılmaktadır.
      İşçi sınıfının kendisi-için sınıf olma mücadelesinde önemli bir aşamayı ifade eden 1 Mayıs, her cinsten ve her “renk”ten kesimlerin kendi özel ve özgün sorunlarını öne çıkardıkları “serbest meydan”a dönüştürülmektedir.
      1 Mayıs, geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da, işçi sınıfının birliğinin, dayanışmasının ve mücadelesinin en ufak izinin bile görülmediği rutin bir “protesto” gününe dönüştürülmektedir.
      Gerçeklikte ve tarihsel olarak her cinsten ve her “renk”ten kesimlerin kendi özel ve özgün sorunlarının sözcüsü, savunucusu ve çözücüsü tek devrimci sınıf olan işçi sınıfı kendi birlik, dayanışma ve mücadele gününden dışlanmaktadır.
      Ulusların kendi kaderlerini belirleme hakkının, eşitliğin, özgürlüğün, kadın haklarının vb. en kararlı ve en tutarlı savunucusu olan işçi sınıfı, kendi mücadele gününü savunusunu yaptığı her kesimin seslerini duyurabilecekleri bir platform haline getirirken, kendi mücadele gününden dışlanması, dışlanmaya çalışılması tarihin garip bir ironisidir.
      Bu ironi, “ayakların baş olması”nı “kıyametin belirtisi” olarak görenlerin kural, ahlak ve ilke tanımaz demagojileriyle yaşamın her alanında sürmektedir.
      Bugün siyasal iktidar, ekonomiden siyasete, eğitimden sağlığa kadar her alanda “neo-liberalizme” uyumlandırılmış kendi dinsel inançlarına uygun dönüşümler yaparken, daha düne kadar “tabanda” yaygın biçimde kullandığı demagojiyi de günlük siyaset dili haline dönüştürmüştür.
      Faşizmin ve her türden dinsel ideolojilerin temel yöntemi olan demagoji, bugün “islamileştirilmiş”, imam ve hatibin “belagatı” haline getirilmiştir.
      “Kininin davacısı” olanlar, “geçmişle hesaplaşma” demagojisiyle intikam seferleri düzenlemektedirler. 12 Eylül şov mahkemesinde görüldüğü gibi, “sol” yapılanmalar adliye kapılarında halaya dururken bu demagojik intikam seferinin aracı haline getirilmişlerdir.
      Geniş halk kitleleri, özellikle de sol kitle, bu gelişen ve yükselen faşist demagoji karşısında çaresiz kalırken, 1 Mayıs da kendine düşen payı almaktan uzak tutulamamıştır.
      1 Mayıs, Türkçe kullanımıyla, bir “bayram” değildir!
      1 Mayıs, her cinsten ve her renkten kütlelerin bir şeyleri protesto ettikleri bir gün de değildir.
      1 Mayıs, insanların şarkıcılarla, türkücülerle, müzisyenlerle toplandığı bir “konser” alanı hiç değildir!
      Eğer 1 Mayıs, işçi sınıfının dayanışma, birlik ve mücadele günüyse, 1 Mayıs günü Taksim Meydanı’nda yapılanlar onun inkarıdır ve bu inkarı gizlemenin aracı da demagojidir.
      Ama olanlar olmuştur.
      Artık 1 Mayıs, “barış ve kardeşlik” günüdür!
      Artık 1 Mayıs, şarkılarla, türkülerle meydanlarda toplananların eğlendiği bir gündür!
      Artık insanları mücadeleye çağıran 1 Mayıs bildirilerinin yerini konser çağrıları almıştır.
      Tüm bunlar “sarı 1 Mayıs”ın görüntüleridir.
      Şimdi yeni ve kızıl 1 Mayıs'lar yaratma zamanıdır.
      İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadelesini simgeleyen, işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin sloganlarının haykırıldığı kızıl 1 Mayıs yaratma zamanıdır.
      Düşmanın çokluğuna, sayımızın azlığına bakmadan, yılmadan kurtuluşa kadar savaşma iradesini ortaya koyma zamanıdır.
      İşçi sınıfının kendisi-için sınıf olma yönünde ileriye doğru atacağı her adım, 1 Mayıs’ları daha da kızıllaştıracak ve tüm halk kitlelerini kendi çevresinde toplayacaktır.
      Yapılması gereken tek şey, işçi sınıfına ve onun sınıf ideolojisine bağlı kalmak ve bu ideolojiyi her şeyin üstünde tutmaktır.
     
     
      YAŞASIN KIZIL 1 MAYIS!